fesahat


fesahat
(A.)
[ ﺖﺣﺎﺼﻓ ]
fasihlik, dilde düzgünlük.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • fesahat — is., ti, ed., Ar. feṣāḥat Anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk Edebî lisanı o zamanki fesahatine ve tabiatına göre güzelleştirdiler. Y. K. Beyatlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • FESAHAT — (Bak: Fasahat …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • LESEN — Fesâhat. Düzgün, güzel ve akıcı konuşma …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ABİDE — Uzun müddet dillerde destan olup kalan beliye ve dâhiye. * Bir milletin târihinde büyük bir değeri hâiz olan vak a. * Fesahat ve belâgatı dolayısıyle benzeri söylenemeyen şiir. * Tarihte yüksek ve hâkim bir mevkide olan vak aları veya büyükleri… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • BEYAN — İzah. Açıklama. Anlatma. Açık söyleme. * Öğretme. * Fesahat ve belâgat. * Edb: Belâgat ilminin hakikat, mecaz, kinâye, teşbih, istiâre gibi bahislerini öğreten kısmı. (Bak: Belâgat) * Söz olsun, iş olsun; vukû bulan şeyden murad ne olduğunu o şey …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • CEZM — (Cezim) Kat î karar. Yemin. Kararlaştırmak. * Kesmek. * Niyet. Tahmin. Takdir. * İlzam. * İcâbe. * Gr: Arabçada kelime sonundaki harfi sâkin okumak. Kur ân ı Kerim okurken harfleri yerlerine vaz edip mahrecinden çıkarırken tâne tâne, fesahat,… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • NATIKA — (Nutk. dan) Düşünüp söylemek hassası. Fesahat ve belâgatta söyleme kuvveti. Talâkat ı lisan, güzel konuşabilme kabiliyeti …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • İFLAK — şiir okurken fesahat üzerine olmak. * Mâna ve kelime icad etme …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük